Zamanla aramızdaki diyalog değişmeye başladı-
Köy evine vardığımızda, şehrin gürültüsü yerini ağır bir sessizliğe bırakmıştı. Damadım, kızımın aksine bana karşı her zaman çok nazik ve düşünceliydi; ancak bu ilginin kızımı huzursuz edecek boyuta gelmesi içimde tarif edemediğim bir suçluluk duygusu yaratıyordu. O gece, eski ahşap evin gıcırdayan zemininde yürürken, eşimin yokluğunu ilk kez bu kadar çıplak bir şekilde hissettim.
Zamanla aramızdaki diyalog değişmeye başladı:
Koruma İçgüdüsü mü, Başka Bir Şey mi? Damadım, kızımın beni evden göndermesinin haksızlık olduğunu sık sık dile getiriyor, beni teselli etmeye çalışıyordu. Ancak her “üzülme, ben yanındayım” deyişinde, gözlerindeki ifade bana bir aile üyesinden fazlasıymışım gibi hissettirmeye başladı.
Kızımın Öfkesi: Telefonlarım cevapsız kalıyordu. Kızım, annesiyle kocasının aynı çatı altında, hem de şehirden uzak bir köy evinde olmasını zihninde nasıl bir yere oturtmuştu? Onun kırgınlığı, kalbimde bir taş gibi ağırlaşmıştı.
Karar Anı
Bir akşam bahçede otururken, damadım yanıma gelip elimi tuttu ve “Burada seninle daha huzurluyum, geri dönmek istemiyorum,” dedi. O an, bu durumun sadece bir “yardımseverlik” olmadığını, aile bağlarımızın geri dönülemez bir şekilde hasar aldığını anladım.
Kızımı kaybetme korkusu ile içinde bulunduğum bu güvenli ama tekinsiz liman arasında sıkışmıştım. Ya bu köy evinde, tüm geçmişimi ve kızımı feda ederek kalacaktım ya da her şeyi göze alıp bu çarpık durumdan uzaklaşarak kendi yolumu çizecektim.