Kadınla adam arasında ev işleri gerginliği
…O gece elbiseyi aldım ve yatağın üzerine serdim. Uzun uzun baktım. Fırfırlar, dizime kadar inen ağır kumaş, “disiplinli ev kadını” havası… Mert bunu giydiğimde mutlu olacağını sanıyordu.
Ama ben başka bir şey düşündüm.
Sabah alarm çalmadan kalktım. Elbiseyi giydim. Önü dümdüz, arkası ütülü. Saçımı sıkı bir topuz yaptım. Aynaya baktım: Tam da Mert’in hayalindeki “ciddi ev hanımı” gibiydim.
Mert uyanıp mutfağa geldiğinde gözleri parladı.
“İşte bu!” dedi. “Çok yakışmış.”
Gülümsedim.
“Teşekkür ederim. Bugün evde düzen kuracağım.”
O anda anlamadı.
Saat dokuzda salondaki koltukların yerini değiştirdim.
Dokuz buçukta mutfak dolaplarını kategorilere ayırdım:
“Bakliyat – Bakliyatın alt türleri – Bakliyatın psikolojik durumu.”
On birde Mert’in çalışma masasını tamamen boşalttım.
Kalemlerini renklerine göre dizdim.
Defterlerini tarih sırasına koydum.
Bilgisayarının masaüstündeki dosyaları “2026 Ocak Öncesi” ve “2026 Ocak Sonrası” diye ayırdım.
Mert panikledi.
“Ne yapıyorsun?” dedi.
Ciddi bir sesle cevap verdim:
“Ev üniforması düzen ister.”
Öğlen yemeğinde önüne bir tabak koydum. İçinde tam sekiz parça vardı:
iki köfte, üç dilim salatalık, iki kaşık pilav, bir zeytin.
“Bu ne?” dedi.
“Dengeli dağılım,” dedim.
“Annen böyle yapıyordu demiştin ya.”
Akşamüstü çamaşırları asarken ona da önlük uzattım.
“Seninki,” dedim.
“Evde görev paylaşımı daha ciddi hissettiriyor.”
Bana baktı.
“Ben giymem.”
“Baskı yok tabii,” dedim gülümseyerek.
“Sadece gelenek.”
O an jeton düştü.
Sessizce elbiseye baktı.
Sonra bana baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Tamam,” dedi.
“Galiba biraz saçmaladım.”
Elbiseyi çıkardım, sandalyeye astım.
“Gelenek iyidir,” dedim.
“Ama sadece iki kişi de isteyince.”
O günden sonra evimizde üniforma olmadı.
Ama bir kural kaldı:
Kim “annelerimiz böyle yapardı” derse,
ertesi gün çamaşırları o asar.