Kapıyı Açtığımda Artık Çok Geçti… Çatı Katındaki Sır
Gece yarısı evde sessiz adımlar duydum. Yeni eşimin çatı katına çıktığını fark edince onu takip ettim. Bu kez kapı kilitli değildi. Kalbim hızla çarparken kapıyı açıp içeri girdim…
Beklediğim gibi karanlık ve ürkütücü bir manzara yoktu. Çatı katı aydınlıktı. Duvarlar boyunca dizilmiş kutular, masanın üzerinde defterler, renkli kalemler ve bir teyip vardı. Yeni eşim donup kaldı. Yüzünde suçluluk değil, uzun süredir taşıdığı bir yükün yorgunluğu vardı.
“Sizi korkutmak istemezdim,” dedi.
Defterlere baktım. Çizimler, notlar, saatler… Hepsi planlı bir çalışmanın izleriydi.
“Burayı neden kilitliyorsun?” diye sordum.
Derin bir nefes aldı.
“Annesini kaybetmiş bir çocuğun yasını anlamaya çalışıyordum,” dedi. “Ben çocuklarla iletişim üzerine çalıştım. Sen yokken kızının kaygılarını anlamaya çalıştım. Ama yanlış yaptım. Anlatamadım.”
Kızımın “tuhaf sesler” dediği şeyin, aslında eğitim kayıtları olduğunu öğrendim.
“Peki ya sert davranışlar?” dedim.
Başını eğdi.
“Disiplinle sevgiyi karıştırdım. Sevginin şartlı gibi görünmesine neden oldum. Bu benim hatam.”
O an bunun bir kötülük değil, büyük bir iletişim kopukluğu olduğunu anladım. Ama net konuştum:
“Bundan sonra kapılar kilitlenmeyecek. Kızımla ilgili her karar benimle konuşulacak.”
Ertesi sabah üçümüz mutfak masasında buluştuk. Yeni eşim diz çöküp kızımla göz hizasına geldi:
“Seni korkuttum. Yanlış yaptım.” dedi.
Kızım bir an durdu ve sordu:
“Çatı katı neden kilitliydi?”
“Çünkü ben de korkuyordum,” diye cevap verdi. “Ama korktuğumda kapıları kapatmamalıydım.”
O günden sonra çatı katı ortak bir alan oldu. Teyp masal dinlemek için kullanıldı. Defterlere kızım çizimler ekledi. Evde kurallar vardı ama nedenleri de vardı. Ödüller değil, birlikte geçirilen zaman değerliydi.
Aylar sonra bir iş seyahatinden döndüğümde kızım bana sarıldı:
“Babacım, bu sefer sen yokken her şey iyiydi.”
Çatı katına çıktığımızda duvarda bir takvim vardı:
“Konuşma saati”, “Oyun akşamı”, “Birlikte okuma”
Ve köşede şu cümle yazıyordu:
“Kapılar açık, kalpler de.”
O an anladım…
Asıl tehlike kilitli kapılar değil, konuşulmayanlardı.
Konuşmayı seçtiğimizde, ev gerçekten yuva oldu.