Dolar 45,5991
Euro 53,1848
Altın 6.656,59
BİST 14.012,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19 °C
Hafif Yağmurlu

Ayşe ile 34 yaşındayken tanıştım. İkimiz de çocuk istiyorduk ama yıllarca süren doktor ziyaretlerinden sonra onun sağlığının buna izin vermeyeceğini öğrendik. O an hayallerimiz yıkılmış gibi hissetsek de vazgeçmedik. Bir çocuğa yuva olmak için evlat edinmeye karar verdik.Elif’i ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlıyorum. Üç yaşındaydı. Büyük kahverengi gözleriyle etrafı sessizce izliyordu. Oyuncaklara bile temkinli yaklaşıyordu. Annesi o on sekiz aylıkken evi terk etmişti. Doğum belgesinde baba adı yoktu. Hayata eksik başlamış gibiydi ama gözlerinde hâlâ sönmemiş bir ışık vardı.Onu eve getirdiğimiz gün, Ayşe ile birbirimize bakıp aynı şeyi düşündük: Artık üç kişiydik.Elif beş yaşındayken Ayşe ortadan kayboldu. Sabah işe gittiğini sanıyordum. Ama gitmemişti. Mutfak tezgâhında kısa bir not buldum. “Bu hayat bana göre değil,” yazıyordu. “Anne olmak istemiyorum.”

O an dünya başıma yıkıldı. Ama asıl sınav o gece başladı. Elif’in yatağının kenarında oturup onu izledim. Küçük elleri yastığın altındaydı. Nefesi düzenliydi. O an bir gerçeği fark ettim: Ben de gidebilirdim. Kimse beni zorlamıyordu.(haberin devamini görmek ve okumak için fotoğraf üzerine dokun’unu-nuz)

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.