Sabah Şoku Yatakta Olanları Görünce Ne Yapacağını Bilemedi
Kapı aralandığında odanın içindeki ağır koku ilk anda yüzüne çarptı.
Perdeler yarı kapalıydı, oda loştu… ama yataktaki görüntüyü seçmek için yeterliydi.
Ayşe Hanım’ın eli kapı kolunda dondu kaldı.
Elif tek başına değildi.
Yanında damadı Murat da vardı… ikisi de derin bir uykudaymış gibi hareketsizdi. Ama asıl dikkatini çeken bu değildi…
Beyaz çarşafın ortasına yayılan koyu lekelerdi.
Bir adım attı… sonra bir adım daha…
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Elif…” diye fısıldadı.
Cevap yok.
Sopayı elinden düşürdü.
Yaklaştıkça gerçeği daha net görmeye başladı.
O lekeler sandığı gibi değildi…
Gece boyunca taşan bir cezvenin kahvesi çarşafa dökülmüş, kuruyup koyulaşmıştı. Yatağın kenarında ise devrilmiş bir tepsi duruyordu. Üzerinde fincan, şekerlik ve yarım kalmış tatlılar vardı.
Ayşe Hanım bir an nefes almayı unuttu…
Sonra derin bir “oh” çekti.
Tam o sırada Murat gözlerini araladı.
“Anne… şey… kusura bakma…” dedi mahcup bir sesle.
“Elif çok yorulmuştu… sana kahve getirecektik ama tepsiyi düşürdük… sonra da toparlayamadan uyuyakalmışız…”
Elif de gözlerini açtı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Ayşe Hanım bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra yüzü yumuşadı.
Sabahın erken saatlerinden beri içinde biriken öfke… bir anda yerini utangaç bir sessizliğe bıraktı.
Başını salladı.
“Ben… ben aşağıdayım,” dedi sadece.
Kapıyı yavaşça kapatırken kendi kendine mırıldandı:
“Bazen gördüğümüz her şey… sandığımız gibi olmuyor…”