Dolar 44,7414
Euro 52,9243
Altın 6.918,07
BİST 14.252,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18 °C
Az Bulutlu

“Kızın senden KORKUNÇ bir şey saklıyor. Şuna bak.” Telefondaki görüntü yavaşça açılırken nefesim kesildi… Ekrandaki video, hastanenin güvenlik kameralarından birine aitti. Tarih, sadece iki gün öncesini gösteriyordu. Görüntüde, benim on altı yaşındaki kızım Aslı, Ceren’in hastanedeki personeller için ayrılmış olan soyunma odasına gizlice giriyordu. Etrafı dikkatlice kolaçan ettikten sonra Ceren’in kilitli dolabına yaklaşıyor, elindeki ince bir metalle saniyeler içinde kilidi açıyor, içinden kalın, siyah kapaklı bir defter ve küçük kırmızı bir kutu alarak hızla cebine atıyordu. Ardından dolabı tekrar ustaca kilitleyip hiçbir şey olmamış gibi odadan sessizce çıkıyordu. Videoyu izlerken zihnim karıncalandı, avuç içlerim terlemeye başladı. Aslı? Benim dürüst, merhametli kızım bir hırsız mıydı? Beynim gördüklerini algılamakta zorlanıyordu. On üç yıl boyunca hayatımın merkezine onu koymuştum. Çift vardiyalar, uykusuz geceler, okul toplantılarına yetişmek için hastane koridorlarında koşuşturmalarım… Hepsi onu iyi, ahlaklı bir insan yapmak içindi. Acaba bir yerde telafisi imkansız bir hata mı yapmıştım? Ceren telefonu elimden hışımla geri çekti. Yüzünde kurban edilmiş, incinmiş bir ifade vardı ama gözlerinin derinlerinde karanlık, zafer dolu bir parıltı yakaladım. “Senin o çok güvendiğin, üzerine titrediğin kızın hastaneye gelip dolabımı soydu!” diye tısladı. “Benim özel eşyalarımı çaldı. O tam bir sorunlu. Genetik işte, biyolojik ailesinin kim bilir ne karanlık problemleri vardı! Suçlu doğmuş. Onu derhal bir rehabilitasyon merkezine göndermelisin, yoksa bu işi polise taşırım ve onu hapse attırırım.” Söylediği o zehirli sözler, özellikle tiksinerek kurduğu “genetik” ve “suçlu doğmuş” vurgusu yüzüme inen sert bir tokat gibi beni kendime getirdi. İçimde uyuyan o koruyucu baba aniden ayağa kalktı. Aslı’yı ben büyütmüştüm; onun genetiği benim ona verdiğim sevgiydi. On üç yıl boyunca ona yalan söylememeyi, adil olmayı, başkasının hakkını yememeyi öğretmiştim. Eğer Aslı o odaya girdiyse, bunun ardında yatan çok daha derin bir neden olmalıydı. Kararımı vermeden önce, her zaman yaptığım gibi kızıma güvenecektim. “Aslı!” diye seslendim koridora doğru. Sesim sertti ama öfkeli değildi. “Buraya gelir misin kızım?” Birkaç saniye sonra Aslı’nın odasının kapısı açıldı. Üzerinde bol pijamaları, dağınık saçlarıyla salona girdi. Gözleri önce bana, sonra kapının girişinde dikilen öfkeli Ceren’e kaydı. Hiç şaşırmadı. Aksine, o on altı yaşındaki bedenin içinde, sanki çok daha olgun, her şeyi göze almış kararlı bir kadın duruyordu…(haberin devamini görmek ve okumak için fotoğraf üzerine dokun’unu-nuz)

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.