Dolar 46,1189
Euro 53,3654
Altın 6.368,09
BİST 13.742,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25 °C
Az Bulutlu

İhsan Dede’nin Dönüşü Köyü Karıştırdı

Ama sadece birkaç gün sonra öyle bir şey oldu ki, köy halkı bir kez daha şaşkınlığa uğradı.

O gün, köyün ana yolundan ayrılan tozlu patikada uzun zamandır unutulmuş bir ses yankılandı. Eski bir motosikletin titrek motor sesi… Köylüler kapılarından başlarını uzattı, bazıları çeşmenin başında durdu, hatta yaşlı Nermin Teyze bile kovasını yere bıraktı. Bu sesi hemen tanımıştı.

İhsan Dede’ydi bu.

Artık yetmiş yaşındaydı. Eşini kaybettikten sonra kimseyle doğru düzgün konuşmaz olmuştu. Hep aynı eski ceketini giyer, en basit işleri bile yıllarca ertelerdi. Her bahar çatısı akardı, çiti yamuktu, bahçesi ise yabani otlarla dolmuştu.

Ama o gün köylüleri asıl şaşırtan şey, onun tekrar motosiklete binmiş olması değildi.

Arkasında bir kadın vardı.

Kadın otuz yaşlarında görünüyordu. Üzerinde papatyalı açık mavi bir elbise vardı ve İhsan Dede’ye sanki bu çok doğal bir şeymiş gibi tutunuyordu. Motosiklet zorlanarak ilerliyor, bazen tekliyor, hatta zaman zaman motor isteksizleşince ayaklarıyla iterek devam ediyorlardı.

Eve vardıklarında komşu çitlerinin yanında küçük bir kalabalık toplanmıştı bile.

“Yarabbi, aklını mı kaçırdı bu?” diye fısıldadı Nermin Teyze.

“Torunu mu acaba?” diye sordu yaşlı Kemal Amca.

Ama İhsan Dede hiçbir şeyi umursamıyormuş gibi kaskını çıkardı, kadına yardım etti ve sakin bir sesle konuştu:

“Tanıştırayım… bu Leyla. Eşim.”

Sokak bir anda sessizliğe büründü. Tavukların sesi bile kesilmişti sanki. Sonra fısıltılar başladı.

Kimi güldü, kimi başını salladı, bazıları ise açık açık onun aklını yitirdiğini söyledi.

“Kadın ondan kırk yaş genç.”
“Kesin parası için gelmiştir.”
“Bakalım ne kadar kalacak…”

Leyla her şeyi duydu. Ama yüzünde sakin bir gülümseme vardı. Herkese nazikçe selam verdi, sanki her şey olması gerektiği gibiymiş gibi davrandı.

Fakat birkaç gün sonra, köy halkı bir kez daha şok oldu.

Çünkü İhsan Dede’nin evinde olanları gördüklerinde, dedikodularının altının ne kadar boş olduğunu anlamaya başlayacaklardı.

İlk değişimi fark eden yine Nermin Teyze oldu. Sabah erkenden tavuklarına yem vermek için dışarı çıktığında, İhsan Dede’nin yıllardır eğri duran çitinin bir kısmının söküldüğünü gördü. Önce hırsız girmiş sandı. Sonra biraz daha dikkatli bakınca evin avlusunda Leyla’nın kollarını sıvamış, elinde çekiçle çalıştığını fark etti. Yanında da İhsan Dede vardı. Tahtaları tutuyor, çivileri uzatıyor, bazen yorulup nefeslense de ilk kez bir işe gerçekten el atıyordu.

Nermin Teyze şaşkınlıktan neredeyse elindeki yem kabını düşürecekti.

Ertesi gün çatının üzerinde bir hareketlilik başladı. Sonraki gün bahçedeki otlar temizlendi. Bir hafta dolmadan yıllardır terk edilmiş gibi duran evin yüzü değişmeye başladı. Pencereler silindi, kırık panjurlar onarıldı, bahçeye yeni fideler dikildi. Hatta akşamları mutfaktan yemek kokuları yükseliyordu; öyle ki, komşular pencereyi açınca taze ekmek ve çorba kokusunu duyabiliyordu.

Ama asıl şaşkınlık, evin içini görenlerde oldu.

Bir gün köyün sağlık ocağından gelen hemşire, İhsan Dede’nin tansiyonunu kontrol etmek için eve uğradı. İçeri girdiğinde gözlerine inanamadı. Evin içi tertemizdi. Yıllardır karanlık ve dağınık olan salon aydınlanmış, perdeler yıkanmış, masanın üzerine taze kır çiçekleri konmuştu. Sobanın yanında düzgünce katlanmış battaniyeler, duvarda temizlenmiş eski aile fotoğrafları vardı. En önemlisi de İhsan Dede ilk kez düzgün tıraş olmuş, temiz gömlek giymişti.

Hemşire bunu ertesi gün bakkalda anlatınca dedikodu başka bir yöne döndü.

“Demek kadın gerçekten evi toparlamış.”

“Belki de numara yapıyordur.”

“Yine de böyle iş yapan çıkarcıya benzemiyor.”

Buna rağmen bazıları hâlâ kuşkucuydu. Özellikle köyün huysuzlarından Şevket, “Bugün evi temizler, yarın tapuyu üstüne geçirir,” deyip duruyordu.

Fakat Leyla’nın yaptıkları bununla bitmedi gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfada….

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.